Düşünceler - Memleketim için...
Korkuyorum...
Memleketimin böylesine bir uçuruma sürüklenişinden korkuyorum.
Memleketimin böylesine bir uçuruma sürüklenişinden korkuyorum.
Yapacak çok şey var elbette. Ama tek başına değil. El-ele, omuz omuza, yürek-yüreğe girişilerek yapılacaklardan bahsediyorum.
Düne kadar kardeşçe yaşayan Türk ve Kürt halkı, şimdi birbirine diş bileyen iki düşman taraf haline getirildiler. Yaşanan bu ayrımcılığın galibi kim olacak? Türk emekçileri mi? Kürt emekçileri mi? Türkiye Cumhuriyeti mi? Bana göre; en başta ABD ve AB, sonrasında da Türk ve Kürt sermayedarları.
Düne kadar “başı açık, başı kapalı” diye ayrım yapmadan, inandığı değerlerle, iç içe yaşayan halk, şimdi iki düşman taraf haline getirildi. Elbette herkes dini inancını yaşamakta özgürdür. Ama bu inanç kamu kurumlarına, devletin en can alıcı noktalarına kadar taşınıp, işleyiş mekanizmasını değiştiriyorsa bu olmaz. Eğer “Laik bir ülkede” yaşıyorsak, bu olamaz.
Eğitimi özelleştirdiler, sağlığı özelleştirdiler, kamu kurumlarının çoğunu özelleştirdiler, yapılan zamlarla emekçi halkın belini büktüler. İşsiz bıraktılar, ekmeksiz bıraktılar, görsel ve yazılı medya ile zihinleri bulandırdılar, içi boşaltılmış bir nesil yarattılar. Tüm bu yapılanlardaki amaç neydi? Ne kadar cahil olursanız, o kadar “şükürcü” olursunuz, başınıza vurup ekmeğinizi alabilirler, hakkınızı arayamazsınız. Korkar, sinersiniz. Bu durum kimin işine yarar? Elbette, sermaye sahiplerinin, ülkeyi talan eden ABD ve AB işbirlikçilerinin...
Yazılacak çok şey var. Okunacak, yorumlanacak ve sorgulanacak çok şey de... Ama en önemlisi kabuğumuzdan çıkıp, benmerkezcilikten uzaklaşıp, kolları sıvamanın zamanıdır.
20.08.2009 – Zuhal Şirin

Yorumlar
Yorum Gönder